gittigidiyor kahraman elektronik cccam server
kahraman elektronik
kahraman elektronik n11.com-kahraman elektronik
Sayfa 1 Toplam 6 Sayfadan 12345 ... SonuncuSonuncu
Toplam 60 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Bu Kişi
    Şuan Sitede Değil...
    cemel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Mayıs 2011
    Hangi İl
    Adana
    Yaş
    36
    Mesajlar
    350
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Tecrübe Puanı
    12

    *** Osmanlı Devleti'nde Önemli Kişiler ***

    MOLLA FENARİ



    Ilk Türk seyhülislami olan Molla Fenarinin asil adi Semseddin Mehmed'dir. 1350 yilinda Maveraünnehir'de dogmus, 1430 yilinda Bursa'da ölmüstür. Devrinin en ünlü bilginlerinden idi. Dini bilgiler yaninda matematik ve astronomide de derin bilgi sahibi olan bir müderris (profesör) tir. Yildirim, Çelebi Mehmed ve II. Murad devirlerinde, bu hükümdarlardan ve halktan büyük saygi görerek yasadi.
    Molla Fenari'nin Enmûzecü'l-Ulûm (Bilimler Örnegi) adli eseri, yüz kadar bilim dalinda ansiklopedik bilgiler verir. "Ayrica Husûlü'l-Bedâi Usûlü-Serait (Seriat usulünde yenilikler meydana getirme) ve Feraiz-i Saraciye Serhi adli eserleri vardir.

    Sultan II. Murad 1424 yilinda ona "Müfti'l Enamlik" görevini verdi ve böylece seyhülislamlik makami kurulmus oldu. O devirde seyhülislam sadrazamdan sonra gelen en yüksek devlet memuru idi ve adalet, egitim, diyanet islerini yürütürdü.

    Molla Fenarî, mahkemede Yildirim Bayezid'in sahitligini kabul etmeyerek, adalet önünde hükümdarla herhangi bir vatandasin esit haklara sahip oldugu ilkesini getirmistir.

  2. #2
    Bu Kişi
    Şuan Sitede Değil...
    cemel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Mayıs 2011
    Hangi İl
    Adana
    Yaş
    36
    Mesajlar
    350
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart

    ABDÜLMECİD EFENDİ



    Son Halife Abdülmecid Efendi 1868 yilinda Istanbul'da dogdu. Sultan Abdülaziz'in ve Hayrandil Kadinin oglu Abdülmecid Efendi, Sultan Abdülhamid döneminde sarayda kapali ve kontrol altinda yasadigi için güçlü bir ögrenim göremedi. Ancak resime merakliydi ve oldukça basarili tablolari vardi. Mesrutiyet döneminde bunlar sergilenirdi. Mehmet Vahidettin 1918'de tahta geçince, Abdülmecid veliaht ilan edildi. 1 Kasim 1922'de saltanat kaldirilinca da Abdülmecid, 18 Kasim 1922'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce Halife seçildi. Bu görev, Cumhuriyet'in ilkeleriyle bagdasamayacagindan, TBMM 3 Mart 1924'te Halifeligin de kaldirilmasina ve Osmanli hanedaninin Türkiye sinirlari disina çikarilmasina karar verdi. 1944 yilinda Pariste ölen Abdülmecid Efendi'nin kemikleri 1954'te Medine'ye nakledilerek Haremi Serif'e gömüldü.
    Gerek yok her sözü, laf ile beyana...
    Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana...

  3. #3
    Bu Kişi
    Şuan Sitede Değil...
    cemel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Mayıs 2011
    Hangi İl
    Adana
    Yaş
    36
    Mesajlar
    350
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart

    ABDURRAHMAN GAZİ



    Osmanli Devleti'nin kurulusunda büyük hizmetleri geçen mücâhid kumandan; Ertugrul Gâzi'nin silâh arkadasi ve Aydos kalesi fâtihi. Dogum târihi ve yeri bilinmemektedir. 1329 (H.730) târihinde vefat etti. Kabr-i serifinin, Eskisehir yakininda kendi adiyla anilan köyde oldugu rivayet edilmektedir.

    Abdurrahmân Gazi, cihâd hizmetini yâni Allah ü teâlânin dîninin yayilmasi ve O'nun kullarina duyurulmasi vazifesini, Osman Gazi ve oglu Orhan Gazi devirlerinde de devam ettirdi. Târihe altin harflerle geçen bir çok kalenin fethine ve meydan muharebelerine istirak etti. Osman ve oglu Orhan gazilerin gözü yerindeki kumandanlarindan ve silâh arkadaslarindan idi. Osman Gazi vefatindan önce, Abdurrahmân Gazi ve diger mücâhid silâh arkadaslarini oglu Orhan Gâzi'nin hizmetine verdi. Çavdar tatarinin Karacahisar pazarini basmasi üzerine Lefke'ye (Osmaneli) yaptigi gazadan dönen Osman Gazi, oglu Orhan'a; "Ogul! Her ne kadar bu tatarlari yemin verdirip gönderdi isek de, bunlar söz tutmaz bir topluluktur. Bu defa var sen gaza et! Hak teâlânin zafer vermesi ümîd olunur" diyerek onu cihâda gönderdi. Yanindaki mücâhid kumandanlarindan Akça Koca, Konur Alb, Abdurrahmân Gazi ve Köse Mihâil'e hitaben de; "Gaziler, silâh arkadaslarim! Göreyim sizi. Din yolunda nasil davranirsiniz?" buyurdu. Abdurrahmân ve diger mücâhid gaziler, sonradan üç kit'a ve yedi iklimde hükmeden Osmanli Devleti'nin temelini attilar. Akça Koca, Samsa Çavus ve Konur Alb; Akyazi, iznik ve izmit ile mesgul olurken; Abdurrahmân Gazi de, istanbul tarafindaki hisarlara akinlar yaparak Bizanslilari saskina çevirdi, Istanbul'dan mücâhidlere gelecek saldirilari önledi. Zîrâ Bizans tekfuru, seçme askerlerini gazilere karsi gönderiyordu. Abdurrahmân Gazi, bu seçme Bizans kuvvetlerini, düzenledigi akinlarla zayi edip (kirip), geri çekilmelerini sagladi. Gaziler geceleri uyumazlar, gündüzleri at sirtindan inmezlerdi. Buralari müslüman topraklari yapmak azmiyle, kanlarini, canlarini feda edip hayirla yâd edilmek için çalistilar.

    Iznik'e yakin bulunan Kara Tekin'e yerlesen Samsa Çavus, zaman zaman Iznik'e akinlar ve baskinlar yaparak kale çevresinde sik sik görünmekte idi. iznik tekfuru bu baskinlardan yakinarak Bizans imparatorundan yardim istedi, Istanbul'dan toplanan Bizans kuvvetleri gemilerle Yalakova (Yalova)'ya çikarildi. Bunu haber alan Abdurrahmân Gazi, bunlara baskin yaparak çogunu kiliçtan geçirdi. Sag kalanlar da bin bir zorlukla gemilere binip Istanbul'a döndüler.

    Abdurrahmân Gazi, Bursa fethedilinceye kadar, Bizans sinirinda uç beyi olarak hizmet gördü ve Akça Koca ile istisâreli olarak gaza ve fetihlerini sürdürdü.

    Orhan Gâzi'nin silâh arkadaslari kuzeyde Karadeniz, güneyde Izmit körfezi ve batida Istanbul Bogazi ile hudûdlanmis olan yarim adaya girmekte gecikmediler. Akçakoca, Konur Alb ve Abdurrahmân Gâzi'nin akinlari durmadan devam etti. Nihayet bogaziçi sahillerine kadar ulastilar. Konur Alb, Akyazi ile Sakarya' nin iki tarafindaki kaleleri Rumlarin elinden aldi. Akçakoca da; Ermenipazari, Ayan Gölü (Sapanca Gölü), Kandira kalelerini ve daha sonra da kuvvetlerini birlestirip Samandra'yi fethettiler. Samandra'nin fethinden sonra, 1326 (H.726) senesinde o mintikaya, fâtihinin adina izafeten Kocaeli denildi. Sakarya'nin kuzey-dogusundaki havaliye de Konur Alb'in ismine izafeten Konrapa denildi.

    Aydos kalesi, Aydos daginin dogu tarafinda insâ edilmis bir kale olup, Konur Alb ile Abdurrahmân Gazi tarafindan fethedilmistir.

    Abdurrahmân Gâzi'nin ismi söylendikte akla, Aydos kalesi; Aydos kalesi denince de Abdurrahmân Gazi gelir. Bu kale feth edilirken vuku bulan kale kumandaninin kizi ile Abdurrahmân Gâzi'nin macerasi gerek Rum ve gerekse Türklerin hafizalarinda silinmez izler birakmistir.

    Abdurrahmân Gazi, Izmit'in fethinde de büyük hizmetlerde bulundu. Samandra tekfurunun fidyesi bahanesiyle Izmit'e gitti. Kaleyi inceleyen ve çevreyi taniyan Abdurrahmân Gazi, geldiginde Izmit'in nasil alinabilecegini Orhan Gâzi'ye bildirince, Pâdisâh da onu orduya rehber ve öncü tâyin etti.

    Mücâhidlerin tedbir, gayret ve îmânlari neticesinde küfrün en büyük kalelerinden Izmit de fethedilmis, çan sesi yerine burçlarda ezân-i Muhammedi okunmaya baslanmis oldu. ömrü, muharebe meydanlarinda, islâmiyet'e hizmetle geçen Abdurrahmân Gazi, 1329 yilinda vefat etti.
    Gerek yok her sözü, laf ile beyana...
    Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana...

  4. #4
    Bu Kişi
    Şuan Sitede Değil...
    aligokpinar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2011
    Nereden
    Ankara
    Hangi İl
    Ankara
    Mesleği
    Kamu personeli
    Receiverim
    DM 500s ve DM 800 HD PVR
    Yaş
    48
    Mesajlar
    286
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart

    teşekkürler

  5. #5
    Bu Kişi
    Şuan Sitede Değil...
    cemel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Mayıs 2011
    Hangi İl
    Adana
    Yaş
    36
    Mesajlar
    350
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart

    AKÇAKOCA



    Osman Gazi'nin silah arkadaslarindan olan Akçakoca'nin, babasi Abdülmelik bin Abdülfettah'dir. Ailesi muhtemelen Anadolu Selçuklulari döneminde uç bölgelere yerlestirilmis bir Türkmen boyuna mensuptur. Akçakoca'nin da Asiret beyi oldugu ve Ertugrul Gazi'ye bagli bulundugu sanilmaktadir. Osman Gazi tarafindan, Orhan Gazi'nin emrinde Konuralp, Abdurrahman Gazi ve Köse Mihal gibi meshur beylerle Sakarya ve Izmit yöresine akinlar yapmakla görevlendirildi. Bu bölgedeki bazi kaleleri ele geçiren Akçakoca, Sapanca gölünün bati tarafindaki bir hisari kendine karargah yapmis ve Izmit yöresine akinlar düzenlemistir.

    1326 yilinda Kandira ve civarini zaptetti. Ayrica Konuralp ve Abdurrahman Gazi ile birlikte Kartal civarindaki Aydos'u, ardindan da Samandira hisarini fethetti. Samandira bölgesi kendisine mülk olarak verildi.

    Birkaç yil daha Izmit-Üsküdar arasindaki yerlere akinlarda bulunan Akçakoca, Izmit'in fethinden önce, 1328 yilinda Kandira yakinlarindaki bir tepede öldü ve buraya gömüldü. Ölümünden sonra, adamlari Karamürsel'in etrafinda toplandi. Uç beyligi yaptigi bölge ise önemi dolayisiyla Sehzade Murad'a (Sultan Murad Hüdavendigar) verildi.

    Fetihlerde bulundugu Izmit ve çevresine, sonradan Koca-ili denildi. Ayrica bugün Bolu iline bagli Akçakoca ilçesi de onun adini tasir. Haci Ilyas adinda bir oglu vardir. Torunu Fazlullah da önce kadi, sonra vezir olarak Osmanli Devleti'nde önemli görevlerde bulundu.
    Gerek yok her sözü, laf ile beyana...
    Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana...

  6. #6
    Bu Kişi
    Şuan Sitede Değil...
    cemel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Mayıs 2011
    Hangi İl
    Adana
    Yaş
    36
    Mesajlar
    350
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart

    AKŞAMSEDDİN



    Istanbul'un manevî fâtihi ve büyük velî, ismi Muhammed bin Hamza olup, lakabi Akseyh'dir. Evliyanin büyüklerinden Sihâbüddin Sühreverdi'nin neslinden olup, nesebi hazret-i Ebû Bekr-i Siddîk"a ulasir. Haci Bayram-i Velinin, ona; "Beyaz (ak) bir insan olan Zeyd'den, insan cinsinin karanliklarini söküp atmakta güçlük çekmedim" demesi sebebiyle, Aksemseddîn lakabi verilmistir. Riyazet sebebiyle benzinin solmasi, sacinin-sakalinin agarmasi ve ak elbiseler giymesinden dolayi Aksemseddîn denildigi de rivayet edilmistir. 1390 senesinde Sam'da dogdu.

    Aksemseddîn, küçük yasta Kurân-i kerîmi ezberledi. Yedi yasinda babasi ile Anadolu'ya gelip, Amasya'nin Kavak nahiyesine yerlesti. Velî ve büyük bir âlim olan babasi vefat edince, tahsîline devam ederek genç yasta zamanin naklî ve aklî ilimlerini tahsil etti.

    Zeki ve kabiliyetli bir zât olan Aksemseddîn, akranlarindan daha üstün derecelere kavustu, Ilim tahsîlini tamamladiktan sonra, Osmancik'da müderris oldu. Günün belli saatlerinde ders veriyor, diger zamanlarinda nefsinin terbiyesi ile mesgul oluyor ve takva üzere bulunuyordu. Yüksek ahlâk sahibi idi. Bulundugu yerde hâllerini bilenler ona, zamanin büyük velîsi Haci Bayram-i Velî hazretlerine gitmesini tavsiye ettiler. Ankara'ya giderek Haci Bayram-i Velî ile görüstü ise de talebesi olamadi. 1436 senesinde meshur velî Seyh Zeynüddîn'e talebe olmak için Haleb'e giderken, yolculukta gördügü rüya üzerine Haci Bayram-i Velinin yanina gitmek üzere geri döndü. Ankara'ya varinca, tarlada bulunan Haci Bayram-i Veli nin yanina gitti ise de iltifat görmedi. Haci Bayram-i Velî, bir süre sonra talebeleriyle yemek yemege basladi. Aksemseddîn, yemek sirasinda, köpeklerin önüne konan yemekten yiyince, Haci Bayram-i Velî onun bu tevâzuuna dayanamayarak; "Köse! Kalbimize girdin, gel yanima" diyerek iltifatta bulundu. Aksemseddîn buna çok sevinerek, kendini onun irfan meclisine verdi. Tasavvuf yolunun bütün inceliklerini ögrendi ve Haci Bayram-i Veliden icazet (diploma) aldi.

    Aksemseddîn, ayni zamanda tib ilminde de kendini yetistirdi. Bilhassa bulasici hastaliklar üzerinde çalisti. Bu konuda yaptigi arastirmalar sonunda; "Hastaliklarin insanlarda birer birer ortaya çiktigini sanmak yanlistir. Hastaliklar, insandan insana bulasmak suretiyle geçer. Bu bulasma, gözle görülemeyecek kadar küçük fakat canli tohumlar vâsitasi ile olur"' kanâatine vardi. Ayni zamanda hekim olan Aksemseddîn, bundan bes yüz sene önce mikrobun tarifini yapmis, her türlü hastaligi, gözle görülemeyecek kadar küçük canlilarin yaptigini, Pasteur'ün, teknik âletler sayesinde, Aksemseddîn'den dört asir sonra varabildigi neticeyi dünyâda ilk defa haber vermistir. Aksemseddîn, ayni zamanda ilk kanser arastirmacilarindandir. O devirde Seratan denilen bu hastalikla çok ugrasmis ve sadrâzam Çandarli Halîl Pasa'nin oglu kazasker Süleyman Çelebi'yi tedâvî etmistir. Ayrica hangi hastaliklarin, hangi otlardan hazirlanan ilâçlarla tedâvî edilecegini çok iyi bilirdi.

    Aksemseddîn, bir çok talebe yetistirmistir. Bunlar arasinda zahirî ve bâtini ilimleri bilen yedi oglu da vardi. Ogullari; Muhammed Sa'dullah, Muhammed Fazlullah, Muhammed Nûrullah, Muhammed Emrullah, Muhammed Nasrullah, Muhammed Mîr'ul-Hudâ ve Muhammed Hamîdullah'dir. Halîfeleri ise; Muhammed Fazlullah, Harizat-üs-Sâmî Misirlioglu, Abdurrahîm Karahisârî, Muslihuddîn Iskilîbî ve Ibrahim Tennûridir.

    Osmanli sultâni ikinci Murâd Han, Haci Bayram-i Velîyi son derece sever ve Edirne'ye geldiginde sik sik sohbetlerinde bulunurdu. Ona bir gün Istanbul'un fethi hakkinda soru sorunca, Bayram-i Velî; "Allahü teâlâ ömrünüzü ve devletinizi ziyâde etsin. Yalniz, Istanbul'un alindigini ne sen ne de ben görebilecegiz" dedi. Sonra, bir kösede oynayan Sehzade Mehmed (Fâtih) ile hizmet için kapi esiginde bekleyen Aksemseddîn'i göstererek; "Ama su çocukla, bizim köse görürler" buyurdu. Sultan Mehmed Han, muhtesem ordusu ile Istanbul'u fethe çiktiginda, Aksemseddîn, Akbiyik Sultan, Molla Fenârî, Molla Gürânî, Seyh Sinan gibi meshur âlim ve velîler, talebeleriyle birlikte orduya katilmislardi. Orduya ayri bir sevk ve azim veriyorlardi. Aksemseddîn, fetih sirasinda Sultân'a gerekli tavsiyelerde bulunarak yeni müjdeler veriyordu. Sultân'in istegi üzerine ve Allahü teâlânin izni ile fethin ne gün olacagini bildiren Aksemseddîn, Sultan sehre girerken yaninda yer aldi. Fetih ordusu Istanbul'a girdikten sonra, Islâmiyet'in harb ile ilgili hukukunun gözetilmesini genç pâdisâha tekrar hatirlatti ve buna göre hareket edilmesini bildirdi. Sultân'in, Eshâb-i kiramdan Eyyûb-i Ensârî'nin kabrinin bulundugu yeri sormasi üzerine, Aksemseddîn; "Su karsi yakadaki tepenin eteginde bir nur görüyorum. Orada olmalidir" cevâbini verdi. Ertesi gün orasi kazildi ve kabri ortaya çikti.

    Aksemseddîn, Istanbul'un fethinden sonra Göynük'e yerlesti ve vefatina kadar orada kaldi. Göynük'e yerlestikten sonra, bir taraftan âhiret hazirligi yapiyor, diger taraftan da küçük oglu Hamîdullah'in ilim ve terbiyesi ile mesgul oluyordu. "Bu küçük oglum, yetim, zelil kalir; yoksa, bu zahmeti çok dünyâdan göçerdim" derdi. Bir gün hanimi dedi ki: "Göçerdim dersin yine göçmezsin." Bunun üzerine; "Göçeyim" deyip mescide girdi. Akrabasini ve evlâdini topladi, vasiyyetini yapti, helâllasip veda eyledi. Yâsîn-i serîfi okumaya basladi. Sünnet üzere yatip, temiz ruhunu teslim etti (1460). Göynük'teki târihî Süleyman Pasa Câmii'nin bahçesine defn edildi. Daha sonra ogullarinin kabri ile beraber bir türbe içine alindi.

    Aksemseddîn'in yazdig eserler sunlardir: 1- Risâlet-ün-nûriyye: Arabça olan eser, tasavvufa ve tasavvuf ehline dil uzatanlara cevap mahiyetindedir. Kardesi Haci Ali tarafindan Türkçe'ye çevrilmistir. Bu eserde tasavvuf ehlinin, sûfîlerin hâllerini açik bir dil ile anlatip, onlari suçlayici sözlere ayri ayri cevap mahiyetinde gayet güzel izahlarda bulunmustur. 2- Def'ü metâin, 3- Risâle-i Zikrullah, 4- Risâle-i Serh-i Ahvâl-i Haci Bayram-i Velî, 5- Makâmât-i Evliya, 6- Maddetül-hayât, 7- Nasîhatnâme-i Aksemseddîn.
    Gerek yok her sözü, laf ile beyana...
    Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana...

  7. #7
    Bu Kişi
    Şuan Sitede Değil...
    cemel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Mayıs 2011
    Hangi İl
    Adana
    Yaş
    36
    Mesajlar
    350
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart

    ALEMGİR ŞAH



    Timur soyundan Hindistan' da hüküm süren ve Babür Sah tarafindan kurulmus olan büyük Türk-Mogol Imparatorlugu Hükümdarlarindandir. Asil adi Evrenkzip' tir. Babasi Sahicihan annesi de Mümtaz Mahal lakabiyla meshur Ercüment Banudur. Sahicihan' in bu degerli zevcesi için yaptirdigi Tacmahal adli muhtesem türbe Agra sehrindeki Türk Medeniyetinin degerli bir eseridir.

    Alemgir Sah Padisah olmadan önce valiliklerde bulunmustu. 1658' de tahta çikmis ve ölümüne kadar yaklasik elli seneye yakin saltanatta bulunmustur. Gölkende, Bicabur, Degen vilayetlerini alarak Adil Sah ve Kutup Sah devletlerini ortadan kaldirmistir. Bilgili bir hükümdar olan Alemgir Sah, ilmi alimleri korumustur. Onun ölümünden sonra Hindistan Türk- Mogol Imparatorlugu zayiflamaya baslamistir.
    Gerek yok her sözü, laf ile beyana...
    Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana...

  8. #8
    Bu Kişi
    Şuan Sitede Değil...
    cemel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Mayıs 2011
    Hangi İl
    Adana
    Yaş
    36
    Mesajlar
    350
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart

    Ebussuud Efendi


    şeyhülislam

    30 Aralık 1491 tarihinde Çorum'un İskilip ilçesinde doğdu. 'Hoca Çelebi' olarak da bilinir. Tam adı Mehmed Ebussuud El- İmadi'dir. Mutasavvıf Muhyiddin Mehmed'in oğlu, anne tarafından da Ali Kuşçu'nun torunudur. Önce babasından, sonra Müeyyedzade Abdurrahman Efendi ile Karamanlı Seyyid Süleyman'dan ders aldı. 1516'da İnegöl İshak Paşa Medresesi'ne müderris olarak atandı. 1520'de bu görevinden alındı. Kısa süre sonra Davud Paşa, 1522'de Mahmud Paşa, 1525'te Gebze, ertesi yıl Bursa ve 1528'de de İstanbul Fatih sahn-ı seman medreselerinin müderrisliklerine getirildi. 1533'te önce Bursa, sonra İstanbul kadısı oldu. 1537'de Rumeli kazaskerliğine yükseldi. 1545'te şeyhülislamlığa getirildi ve hayatı boyunca bu görevde kaldı. Osmanlı şeyhülislamları arasında daha çok verdiği fetvalarla tanınır. Özellikle batıniliği benimseyen mutasavvıflara karşı koydu. Şiirler de yazdı. 23 Ağustos 1574 tarihinde İstanbul'da vefat etti.

    ESERLERİ:

    Ebussuud Efendi'nin Türkçe, Farsça ve Arapça 20'den fazla eseri vardır.

    * Bunların en ünlüsü İrşadü'l-Akli's-Selim ila Mezaya'l-Kurani'l-Azîm (1858-59, 2 cilt) adlı Arapça Kuran tefsiridir. Boğaziçi Yayınları tarafından yayınlanmıştır.

    * Şeyhülislam Ebusuud Efendi Fetvaları
    (Enderun Yayınları, İstanbul 1972, Yayına Hazırlayan Ertuğrul Düzdağ)
    Gerek yok her sözü, laf ile beyana...
    Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana...

  9. #9
    Bu Kişi
    Şuan Sitede Değil...
    cemel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Mayıs 2011
    Hangi İl
    Adana
    Yaş
    36
    Mesajlar
    350
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart

    ALİ RIZA PAŞA



    Osmanli Sadrazami. 1886 yilinda Harbiye'yi bitirdi. 1898'de Erkâni Harbiyei Umumiye Dairesi baskanligi, Üsküp ve Manastir valiligi ve komutanligi yapti. 1908'de Harbiye Nazirligina ve Âyân Meclisi üyeligine getirildi. Hüseyin Hilmi Pasanin sadaretinde Harbiye Naziri, Balkan Savasi'nda Garp Ordusu Baskomutani oldu. VI. Mehmet tarafindan Sadrazamliga getirildi (2 Ekim 1919). Anadolu'da gelisen Kuva-yi Milliye'cilerle anlasmanin kaçinilmaz oldugunu görerek , Heyeti Temsiliye ile iliski kurdu ve Salih Pasayi, Mustafa Kemal ile görüsmek için, Amasya'ya göndererek anlasma yollarini aradi. Kuracagi kabinede Heyeti Temsiliye'nin isteklerini dikkate alacagina söz verdi. Fakat Kuva-yi Milliye'nin yönetim gücünü eline geçirmeye ve Heyeti Temsiliye'yi kaldirma çabalarina giristi. Müttefik Devletlerin baskisi karsisinda istifa etmek zorunda kaldi (1920). Son Osmanli kabinesinde Nafia ve Dahiliye Naziriydi (1922).
    Gerek yok her sözü, laf ile beyana...
    Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana...

  10. #10
    Bu Kişi
    Şuan Sitede Değil...
    cemel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Mayıs 2011
    Hangi İl
    Adana
    Yaş
    36
    Mesajlar
    350
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart

    ARAPZADE MEHMET ARİF EFENDİ



    Osmanli Seyhülislamlarindan olan Arapzade Mehmed Arif Efendi, 1740 yilinda dogdu. Medrese tahsilini tamamladiktan sonra, kisa zamanda mahreç ve bilad-i erbaa derecelerini geçen Arapzade Mehmed Arif Efendi, 1785'te Yenisehr-i Fener kadiligina atandi. Bir süre sonra Mekke kadisi, 1789'da ise Istanbul kadisi oldu. 1795'te Anadolu, 1800'de Rumeli kazaskerligine tayin edildi.

    Sultan Üçüncü Selim'in tahtan indirilip yerine Sultan Dördüncü Mustafa'nin padisah olmasindan sonra, seyhülislamlik makaminda da degisiklik yapildi. Serifzade Mehmed Ataullah Efendi'nin yerine seyhülislamliga getirildi. Yirmibes günlük seyhülislamlik dönemi buhranli geçti. Ne Sultan III. Selim'i tahta çikarmaya çalisan Alemdar Mustafa Pasa'ya, ne de Sultan IV. Murad'a yaranamayan Arapzade Mehmed Arif Efendi, Sultan Ikinci Mahmud'un tahta çikmasindan sonra, bu görevden azledildi. 14 Mayis 1826'da Istanbul'da ölen Arif Efendi, Çarsikapi'daki Sinan Pasa Medresesi haziresine defnedildi.
    Gerek yok her sözü, laf ile beyana...
    Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana...

Sayfa 1 Toplam 6 Sayfadan 12345 ... SonuncuSonuncu

Benzer Konular

  1. osmanlı tarihi
    Konu Sahibi hasantek Forum İnkılap Tarihi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 22.Mayıs.2011, 18:17
  2. osmanlı kronolojisi
    Konu Sahibi hasantek Forum İnkılap Tarihi
    Cevap: 4
    Son Mesaj : 22.Mayıs.2011, 18:14
  3. 36 osmanlı padişahı......
    Konu Sahibi hasantek Forum İnkılap Tarihi
    Cevap: 35
    Son Mesaj : 21.Mayıs.2011, 00:02

Ziyaretçilerin arayarak bu sayfada buldukları

cccamserver,hop1cccam,freeiptv,freecccam,hiremcoyazilim,guncelyazilimlar,uyduyazilimlari
SEO Blog

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
Yukarı Git