Her gece yatarken neden Âmenerrasulü okunur?

"Aklı başında hiçbir adam görmedik ki Bakara Suresi’nin son iki ayetini okumadan uyusun." Bu söz Hz. Ömer ile Hz. Ali'ye (ra) aittir. Bakara Suresi'nin son iki ayetinin ne kadar önemli olduğunu Kainatın İftihar Tablosu’ndan bizzat işitmişler ve bu iki ayeti hayatları boyunca uyumadan önce okumuşlar.

Hz. Peygamber “Amenerrasulü” diye başlayan Bakara Suresi’nin son iki ayeti hakkında bakın neler buyuruyorlar: “Her kim geceleyin Bakara Suresi’nden bu iki ayeti okursa ona yeter.” “Allah Teala, Bakara Suresi’ni iki ayetle sona erdirdi ki, bunları bana, Arş’ın altındaki bir hazineden verdi. Bunları öğreniniz, kadınlarınıza, çocuklarınıza belletiniz, öğretiniz. Çünkü bunlar salattır (namazdır), hem duadır, hem Kur’an’dır.” Efendimiz’in (sas) bu kadar önemle vurguladığı Bakara Suresi’nin son iki ayetinin meali hakikaten çok muazzam hele de bu günlerde daha da bir anlam kazanıyor. Şöyle ki; “Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti, müminler de. Onlardan her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve resullerine iman etti. “O’nun resullerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz.” dediler ve eklediler “İşittik ve itaat ettik ya Rabbena, affını dileriz, dönüşümüz Sana’dır. Allah hiçbir kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü tutmaz. Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği fenalık da kendi aleyhinedir. Ya Rabbena! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma. Ya Rabbena! Bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ya Rabbena takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma. Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize. Sensin Mevlamız, yardımcımız. Kafir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize.” Şimdi teklifimizi yapalım: Efendimiz’in buyurduğu gibi bu iki ayeti bir hafta içinde bilmiyorsak önce kendimiz öğrenelim sonra eşlerimize, çocuklarımıza öğretelim ve bugünden itibaren her gece yatmadan önce mutlaka okuyalım.


Ebu Hüreyre (ra) rivayet ediyor:

Cenab-ı Hakk’ın “İçinizdekini açıklasanız da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker ve dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder...” (Bakara, 284)

ayeti nazil olunca bu bilgi Sahabe’ye çok ağır geldi. Resulullah’a (sallallahu aleyhi vesellem) geldiler, diz çöküp oturdular ve dediler ki:

“Ey Allah’ın elçisi, bize yapabileceğimiz işler emredildi: Namaz, oruç, cihad ve sadaka, bunları yapıyoruz.
Ama Cenab-ı Hak sana şu ayeti inzal buyurdu. Onu yerine getirmemiz mümkün değil.”

Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) onlara: “Yani sizler de sizden önceki Yahudi ve Hıristiyanlar gibi ‘Dinledik; ama itaat etmiyoruz!’ mu demek istiyorsunuz?

Hayır öyle değil şöyle deyin:
“İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz affını dileriz, dönüş Sanadır.” Cemaat bunu okuyup, dilleri ona alışınca, bir müddet sonra Cenab-ı Hak Bakara 285. (Amenerresulü diye bildiğimiz aşirdir.) ayeti inzal buyurdu.
Bu ayeti kerimede şöyle deniliyordu:

“Allah kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükler; kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir.
Rabbimiz! Eğer unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) bu duayı yapınca Allah Teala Hazretleri:

“Pekala, yaptım!” buyurmuştur).
Rabbimiz bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! (Allah Teala Hazretleri: “Pekiyi” buyurmuştur.)
Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmiyeceği şeyi taşıtma (Rabb Teala Hazretleri: “Pekiyi” diye buyurdu.). Bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Sen Mevlamızsın, kafirlere karşı bize yardım et (Rabb Teala buna da Pekiyi demiştir).
(Müslim, İman 199)

(Ailem Dergisi)